Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 238/06 numaralı kararı
Gözaltına Alınırken İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Muamele, Etkili Soruşturma Yapılmaması
Avukatın duruşmada savcıyı eleştirdiği sözler gerekçesi işle cezalandırılması; savunmanın bağımsız yargının olmazsa olmaz koşulu olduğu; silahların eşitliği ilkesi gereğince savcının lehe delilleri toplamak zorunda olduğu; savcının davanın tarafı olması nedeni ile eleştirilere hoşgörülü olması gerektiği:
Yerel mahkemenin kabulüne göre başvurucu avukat verilen esas hakkında mütalaanın iddianamenin aynen tekrarı şeklinde olduğunu belirttikten sonra Cumhuriyet savcısına özetle ”Mütalaayı kabul etmiyorum, Savcı Hukuk Fakültesini yeniden okusun, Hukuk Fakültesini okumadı, ya dosyayı okumadı ya da mahkemenin yaptığı işleri esas almıyor yada değer biçmiyor, (…) mahkeme aşamasında yapılan işlemlerin hiç bir değeri yok ise o zaman bunların yapılmasının ne anlamı kalmaktadır ? mahkemede yapılan işlemler nazara alınarak buna göre mahkemece değerlendirme yapılmasının talep ediyorum.” şeklinde sözler sarf etmiştir. Başvurucu avukat ise sözlerin bu şekilde olmadığını hukuk ekolü bağlamında eleştiri yaptığını savunmuş, bunu duruşma sonrasında çok sayıda avukatın tuttuğu tutanakla da kanıtladığını söylemiştir.
Anayasa mahkemesi sözlerin bu şekilde söylenip söylenmediği, yani kanıtların tartışmasına girmeyi gerekli görmemiş ve “mahkemenin kabul ettiği şekliyle söylendiği varsayılsa bile” diyerek kararını oluşturmuştur.
AYM kararı bu bağlanda temelde başlıca şu ilkeleri ortaya koymuş veya yinelemiştir. “Avukatlar tarafından söylenen sözlerin ya da yazılı olarak yapılan beyanların bu söz ya da beyanların yapıldığı bağlam içinde değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede avukatlar tarafından söylenen sözlerin yapılan konuşmanın tamamı dikkate alınarak ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir.”
“Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirtildiği üzere hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan "bağımsız yargı" , yargının olmazsa olmaz koşulu olan "savunma" ile birlikte anlam kazanır. Savunma "sav-savunma-karar" üçgeninden oluşan yargının vazgeçilmez ögesidir. Adaletli bir yargılamanın varlığı , ancak avukatın etkin katılımıyla sağlanabilir” “Ceza muhakemesi hukuku sistemimizde savcıların şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delilleri toplamalarının zorunlu olması nedeniyle taşımaları gereken özellikler ve uymaları gereken meslek kuralları açısından hakimler ile savcılar arasında önemli bir fark bulunmadığı söylenebilir.(…) Bununla birlikte hakim ve savcıların yargılamanın farklı sujeleri olduğu gerçeği de hatırdan çıkarılmamalıdır. Kamu adına soruşturma yürüten ve kovuşturma aşamasında iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısının konumu, kovuşturmayı yürüten ve yargılama sonucunda hükmü veren hakimden farklıdır. Özellikle iddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının "davanın tarafı olması" daha belirgin bir hale gelmektedir. Bu kapsamda yargılamanın tarafı olan Cumhuriyet savcıları eleştiriler karşısında hakimlere nazaran daha hoşgörülü olmalıdır.”
AYM “somut olay bakımından savunma avukatlığı yapan başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler demokratik bir toplumda çok istisnai durumlarda gerekli olarak kabul edilebilir. Çünkü silahların eşitliği ilkesi ve yargılamanın adilliğine ilişkin mülahazalar, savların taraflar arasında serbest ve yerine göre hararetli bir biçimde müzakeresini gerektirir”. Hatırlatması ile başvuruyu kabul etmiş, yargılamanın yenilenmesine karar vermiştir. Karara uygun olarak yeniden yargılama yapılmış, meslektaşımız beraat etmiş, önceki mahkumiyet gerekçesi ile kendisinden alınan para cezası da talebimiz üzerine iade edilmiştir.
Başvurunun yayınlandığı Resmi Gazete Tarih ve Sayısı: 9/2/2018-30327
Kararın AYM Duyurusu'na buradan ulaşabilirsiniz.