AYM’nin İptal Kararının Yürürlüğe Girmesi Sonrasında Hakaret Suçlarında Ön Ödeme İmkânı, Kapsamı ve İşleyişi – Mart 2026
07.11.2024 tarihli ve 7531 Sayılı Kanun ile hakaret suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinin 2. fıkrası, 3. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 4. fıkrası ön ödeme kapsamına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, yapılan iptal başvurusu sonucunda 29 Mayıs 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/197-2025/86 sayılı iptal kararı ile 1. fıkradaki basit hakaret fiilini de kapsam içine almıştır.1 Bu bakımdan verilen kararın yayımlanma tarihinden 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmış, yeni bir düzenleme yapılmamış ve bu fıkra hükmü de Mart 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.
Böylece güncel olarak TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçlarından üçüncü fıkranın (a) bendi olan “Kamu görevlisine karşı, yürüttüğü görevinden dolayı işlenen hakaret suçu” hariç tüm hâlleri ön ödeme kapsamına girmiştir. Yani basit hakaret (TCK 125/1); ileti (sosyal medya, WhatsApp, DM, SMS veya e-posta vb.) yoluyla hakaret (TCK 125/2); dini, siyasi ve felsefi inançlara hakaret (TCK 125/3-b, c); alenen işlenen hakaret (TCK 125/4) suçları ön ödeme kapsamındadır.
Ön Ödeme Kurumu:
Ön ödeme; yasada belirlenen nitelikte ve türdeki suçlar için soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mümkün olan ve suçlanan hakkında kamu davasının açılmasını önleyen ya da açılan davanın düşmesini sağlayan bir kurumdur. Kanunda öngörülen şartların gerçekleştiği durumlarda ön ödeme hükümlerinin uygulanması savcılık ya da mahkemenin takdirinde değildir. Suçlananın iradesi ise belirleyicidir. Koşulları varsa savcılık ya da mahkeme tarafından suçlanan kişiye ön ödeme teklifi2 yapılması zorunlu olup teklifin kabul edilmemesi hâlinde soruşturmaya/yargılamaya genel hükümlere göre devam edilecektir.
Ön ödeme hükümleri uygulandığında suçlanan kişi, ceza yargılamasındaki birtakım usule ilişkin güvencelerden de feragat etmiş olur. Ancak bu yolla olası bir ceza mahkûmiyetinin sonucu olarak toplumda suçlu olarak bilinmesinin ve cezanın infaz edilmesinin de önüne geçmiş olur.
Ön ödemede; suçlanan, TCK’nın 75. maddesinde belirlenen şekilde hapis cezasının her bir gün karşılığı bulunan miktar ile adli para cezasının maktu ya da alt sınırına göre belirlenen miktarı, soruşturma giderleri ile birlikte kendisine yapılan tebligattan sonra 10 gün içinde ödemesi durumunda mümkün olacaktır. Suçun ön ödeme kapsamına girdiği kovuşturma aşamasında anlaşılırsa ya da sonradan bu kapsama girerse kovuşturma aşamasında da ön ödeme hükümleri uygulanacaktır. Bu hâlde ise yine hesaplanan para cezası miktarı ile kovuşturma gideri ödenmelidir.
Ödeme yapıldığında soruşturmalarda “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı”, kovuşturmalarda ise “Düşme Kararı” verilir. Bu kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve kayıtlar; ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
Kanun Değişikliğinin Zaman Bakımından Uygulaması:
7531 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen Geçici 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre; “kanunun yürürlüğü tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresine geçmiş olan dosyalar bakımından uygulanmayacağı” şeklinde zaman kısıtlaması getirilmişti. Böylece sadece yeni vakalara uygulanması öngörülmüştü.
Ancak bu madde; usul hükümlerinin derhal uygulanması ilkesine ve aynı zamanda ceza kanunu içeriğini de taşıması bakımından lehe kanunun uygulanması gerektiği ilkesine göre esasen uygulanabilir değildi.
Nitekim konu Anayasa Mahkemesi önüne geldiğinde de bu gerekçeler ile ön ödemenin soruşturması ya da kovuşturması başlamış olan işlerde uygulanamayacağına dair olan bu hüküm iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 2024/197-2025/86 sayılı, 27.03.2025 tarihli iptal kararı 29 Mayıs 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Böylece bu zaman kısıtlaması ortadan kalkmış, soruşturma ve kovuşturması kanundan önce başlamış dosyalar için de ön ödeme mümkün hâle gelmiştir.
Bu itibarla mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçlarını uzlaştırma kapsamından çıkararak -maddi ceza hukukuyla da ilgisi olan ve lehe hükümler içeren- ön ödeme kapsamına alan düzenlemelerin uygulanma imkânının 5271 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından ortadan kaldırılmasının suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaştığı söylenemez. (AYM, 2024/197-2025/86 sayılı norm denetimi §118)
Bu nedenle TCK 125/2. maddede tanımlı hakaret suçları bakımından 3. fıkrasının (a) bendindeki “Kamu görevlisine karşı, yürüttüğü görevinden dolayı işlenen hakaret suçu” hariç suçlananlara; soruşturma aşamasında ise savcılıklar, kovuşturma aşamasında ise hâkim ve mahkeme tarafından hesaplanacak ceza ve giderleri de içeren ön ödeme bildirimi yapılması yasal zorunluluk hâline gelmiştir. Öncelikle bunun yapılması ve neticesine göre diğer işlemlerin devamı mümkündür. Bu doğrultuda sanık/şüpheli savunmanlarının da takipçi ve talep eden olmaları sürecin aksamasını önleyip hız da kazandıracaktır.
Dipnotlar
Footnotes
-
Kuralda hakaret suçunun basit hâlinin düzenlendiği 125. maddenin (1) numaralı fıkrası ön ödeme kapsamına alınmamasına karşın söz konusu maddenin (3) numaralı fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan nitelikli hâllerde ve suçun (2) numaralı fıkrada belirtilen araçlarla işlenmesi hâlinde ön ödeme hükümlerinin uygulanmasına imkân tanınmıştır. Ön ödeme kurumunun uygulanması açısından (1) ve (2) numaralı fıkralardaki suç teşkil eden fiiller arasında nitelik, içerik ve yoğunluk ile suçla korunan hukuki değer, fiilin toplum üzerindeki etkileri ve fiiller için öngörülen ceza miktarları yönünden herhangi bir farklılık bulunmadığı hâlde suçun nitelikli hâlleri ile belli şekillerde işlenmesi durumunda ön ödeme kurumu uygulanırken suçun basit hâlinin ön ödeme kapsamına alınmaması suretiyle oluşturulan farklı muamelenin nesnel ve makul bir temeli tespit edilememiştir. Dolayısıyla mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret suçunu işleyen fail ile doğrudan huzurda ya da gıyapta hakaret suçunu işleyen fail arasında ön ödeme hükümlerinin uygulanması bakımından nesnel ve makul bir temele dayanmaksızın farklılık oluşturan kuralın kanun önünde eşitlik ilkesiyle bağdaştığı söylenemez. (AYM, 27.03.2025 tarihli, 2024/197-2025/86 sayılı norm denetimi kararı §72). Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir (§74). ↩
-
Örnek bir bildirim ekte sunulmuştur. İlgili Bildirim ↩